Fenerbahçe' nin ligdeki sıkıntılarının giderilmesi için, ön alanda pres koymayı artık öğrenmesi ve bunun nitelikli bir şekilde gerçekleştirilmesi için de basan ve adam eksiltebilen iki kanat oyuncusuna ihtiyaç olduğunu Bursa maçı yazısında söylemiştik.
Bir yanılgı yaşamışız. Mevcut kadro da bu işi yapmak için yeterliymiş. Ankaragücü maçı bunu net olarak ortaya koydu. Futbolcular biraz kıpırdanıp pres koymaya başlayınca ve tabi bu işi organize bir şekilde yapınca ligin iyi takımlarından birinin karşısında 7 net pozisyon bulundu artı rakibe tek pozisyon verilmedi. Bu da, kısa vadeli kaygılarımızı bir kenara bırakırsak, takımın her geçen gün daha iyiye gittiğini hatta biraz daha iyimser bir gözle bakarsak, yakın bir zaman sonra yıllardır özlediğimiz bir takımı sahada görebileceğimizi gösteriyor.
Telafisi çok zor puan kayıpları yaşasa da, galibiyetler serisi alabilirse takım, tekrar daha iddialı bir konuma gelecektir. Ankaragücü maçı umarım futbol doğrularının ne olduğunu çok iyi bir şekilde anlatmıştır futbolcularımıza. Bu doğru oyun alınacak iyi sonuçlarla beslenirse, daha hızlı bir gelişme sağlayacaktır takım.
Birbirine yakın oynayabilen, rakibi özellikle 2. ve 3. bölge de bozabilen, böylece gücünü de ekonomik olarak kullanabilen bir takıma çok yakın F.B. Zico ile büyüyen bir FB izlemeye düşünüldüğünden daha yakın olabiliriz gerçekten..
29 Eylül 2007 Cumartesi
24 Eylül 2007 Pazartesi
Fenerbahçe'nin ligdeki derdi ( Bursa : 1 - Fenerbahçe : 0 )
İnter maçı tesadüf değildi.. Dünkü maç da değil bence..
Klasik olarak İnter'in ve Bursa'nın farklı oynadığı dolayısı ile takımımızın saha içindeki reflekslerinin her iki maçta farklı olduğunu söyleyelim. Bazılarının İtalya’ nın FB si olarak yorumladığı İnter’ i yenmek elbette önemli iş ama rakibin oyun yapısının ve elbette bunun bir Ş. ligi maçı olmasının o maçtaki oyunu etkilediği kesin.
Ligimizde ise maalesef oyunun kuralları farklı. Bu ligde başarılı olmanız için yapılması gereken bir iki basit hamle var aslında ki bunların önemli bir bölümü iki senedir yapılmıyor. Geçen seneki şampiyonluğun 70 puanla elde edildiğini düşünürsek aslında sorunlarımızın geçen yıldan bu yıla sirayet ettiğini söylemek herhalde yanlış olmaz.
Bunlardan bazıları:
1- Duran top etkinliğimiz kalmamıştır.
2- Önde basan ve birebirde etkili kanat oyuncumuz kalmamıştır. (Geçen sene bu işi yapan Tuncay vardı.)
3- Topla birlikte ileriye doğru katedebilecek orta saha oyuncumuz şu ana kadar yoktur.. Yine bu işi biraz yapabilen Appiyi beklemekten başka çare yok..
Dolayısı ile takımımız rakip hücumlarını ancak kendi 18 i civarında hatta bazen ceza sahası içinde bertaraf edebilmekte, bu da hücum etmek için katetmemiz gereken mesafeyi arttırmakta, ve hücumda çoğalamamamıza neden olmaktadır. Durum buyken forvet sayısının artmasının bir işe yarayacağına inanmıyorum.. İhtiyacımız olan önde basabilen ve birebirde adam eksiltme özelliği olan iki kanat oyuncusu ve topla katedebilen bir orta saha oyuncusudur bence.. Ki bu da GS nin bizden temel farkıdır şu anda.. Arda-Sabri-Lincoln..
Klasik olarak İnter'in ve Bursa'nın farklı oynadığı dolayısı ile takımımızın saha içindeki reflekslerinin her iki maçta farklı olduğunu söyleyelim. Bazılarının İtalya’ nın FB si olarak yorumladığı İnter’ i yenmek elbette önemli iş ama rakibin oyun yapısının ve elbette bunun bir Ş. ligi maçı olmasının o maçtaki oyunu etkilediği kesin.
Ligimizde ise maalesef oyunun kuralları farklı. Bu ligde başarılı olmanız için yapılması gereken bir iki basit hamle var aslında ki bunların önemli bir bölümü iki senedir yapılmıyor. Geçen seneki şampiyonluğun 70 puanla elde edildiğini düşünürsek aslında sorunlarımızın geçen yıldan bu yıla sirayet ettiğini söylemek herhalde yanlış olmaz.
Bunlardan bazıları:
1- Duran top etkinliğimiz kalmamıştır.
2- Önde basan ve birebirde etkili kanat oyuncumuz kalmamıştır. (Geçen sene bu işi yapan Tuncay vardı.)
3- Topla birlikte ileriye doğru katedebilecek orta saha oyuncumuz şu ana kadar yoktur.. Yine bu işi biraz yapabilen Appiyi beklemekten başka çare yok..
Dolayısı ile takımımız rakip hücumlarını ancak kendi 18 i civarında hatta bazen ceza sahası içinde bertaraf edebilmekte, bu da hücum etmek için katetmemiz gereken mesafeyi arttırmakta, ve hücumda çoğalamamamıza neden olmaktadır. Durum buyken forvet sayısının artmasının bir işe yarayacağına inanmıyorum.. İhtiyacımız olan önde basabilen ve birebirde adam eksiltme özelliği olan iki kanat oyuncusu ve topla katedebilen bir orta saha oyuncusudur bence.. Ki bu da GS nin bizden temel farkıdır şu anda.. Arda-Sabri-Lincoln..
Bursaspor: 1 Fenerbahçe : 1
Stat: Atatürk
Hakemler: Hüseyin Göçek, Bülent Gökçü, Kemal Yılmaz
Bursaspor: Vega, Egemen(Dk. 77 Jason ), Ömer, İsmail, Mustafa, Sumulikoski, Cihan, Sinan, Veli(Dk. 66 Bekir Ozan), Yenal(Dk. 80 Eren), Tum.
Fenerbahçe: Volkan, Lugano, Roberto Carlos, Vederson (Dk. 86 Uğur), Aurelio, Önder(Dk.61 Gökhan), Alex, Semih, Deniz(Dk. 61 Collin Kazım), Edu, Deivid.
Goller: Dk. 56 Tum (Bursaspor), Dk. 63 Semih (Fenerbahçe)
Bursaspor: Vega, Egemen(Dk. 77 Jason ), Ömer, İsmail, Mustafa, Sumulikoski, Cihan, Sinan, Veli(Dk. 66 Bekir Ozan), Yenal(Dk. 80 Eren), Tum.
Fenerbahçe: Volkan, Lugano, Roberto Carlos, Vederson (Dk. 86 Uğur), Aurelio, Önder(Dk.61 Gökhan), Alex, Semih, Deniz(Dk. 61 Collin Kazım), Edu, Deivid.
Goller: Dk. 56 Tum (Bursaspor), Dk. 63 Semih (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 21 İsmail, Dk. 69 Mustafa, Dk. 86 Tum (Bursaspor), Dk. 51 Alex, Dk. 58 Deniz, Dk. 69 Lugano, Dk. 72 Aurelio (Fenerbahçe)
Serhat Aydoğmuş
24 Eylül 2007
20 Eylül 2007 Perşembe
Konuk Yazar : Bekir Kalaycı ( Fener gruptan çıkar - GS yarı final oynar )
Tebrikler, FB'yi Avrupa kupalarında hiç böyle görmemiştim... Burada birkaç Fenerli arkadaşı ikna edememiştim. Yine ikna oldular mı bilmem? ŞL ön eleme kuraları çekilirken, kim gelirse gelsin fark etmez FB' nin elemesi gerektiğini söylüyordum. Benimle dalga geçiyorlardı. Rüya mı görüyorsun diye. İyi kura çekerse gruplara kalır diyorlardı. İyi de kura çekti ve gruplara kaldı. Bu FB'nin gruptan çıkması hatta bir tur daha atlaması gerekir (Mantıken kadro yapısını ve imkanlarını düşününce). Fakat iş bilinçte, korkmamakta, cesur oynamakta ve en önemlisi kendine güvenip, rakibi sıradan bir takım gibi görmekte. Dün FB bunu yaptı ve kazandı.
Elbet dediklerim olmayabilir, süprizler olabilir, FB bir daha puan almayabilir de ama işin mantığı ve olması gerekeni bu değildir. Yine aynı arkadaş grubumda ve burada diyorum ki GS bu sene UEFA'da yarı final, en azından çeyrek final oynar diye, ama aynı tavır. Kulüplerimiz ve futbol camiası ne zaman mantaliteyi değiştirecek ve futbolun 11'e 11 oynanan bir oyun olduğunu anlayacak, o zaman başarılar yavaş yavaş gelecek. Savaşan kazanır. Rakip kim olursa olsun savaşırsan, hata yapmazsan, kazanırsın. Rosenborg bile Chelsea'den puan çıkarıyor. FB deplasmanda niye İnter'i CSKA'yı PSV'yi yenmesin, neyi eksik, tesisleri mi ? Oyuncuları mı? Parası mı? Stadı mı? Taraftarı mı? Güvenmek ve kazanmayı beklemek gerek. FB bu gruptan çıkar, GS yarı final oynar, Bunun aksi süprizdir benim için. Çünkü rakiplerinin kadroları ile bizimkilerin kadroları arasında (Bu hedeflere ulaşmaya yönelik) devasa farklar yok. Küçük nüanslar varsa bile onlarıda savaşarak aşacaklardır. Daha büyük hedefler için bir kaç kaliteli takviye yeterli olabilir. Milan'a, Baça'ya Real'e,Chelsea'ye, Bayern'e rakip olabilmek çok uzak değil... Monaco'nun ŞL finalini oynaması, Porto'nun ŞL kupasını alması, CSKA'nın Uefa'yı alması, Sevilla'nın Uefa'yı alması gibi, bu başarılar bize de uzak olamamalı, özellikle bu takımlardan hiçbir eksiğimiz yok.
Bekir Kalaycı
20 Eylül 2007 - Denizli
Şampiyonlar Ligine Müthiş Merhaba : Fenerbahçe : 1 İnter : 0
Fenerbahçe'nin lige başlangıç performansı hepmizi fazlasıyla sıkmıştı bu sene , rakiplerde attıkça çoşunca iştahımızı yitiriyorduk neredeyse . Ben şahsen dün akşam öncesinde mantıklı düşününce umutsuzdum ama kalbim farklı düşünüyordu tabi . Dün akşam sahaya çıkan takım tüm bunların bileşkesini yansıttı sahaya ;akıl,mantık,kalp,ruh,enerji ve hepsinin sonucunda galibiyet ve üç puanlı güzel bir başlangıç devler ligine ...
Birkere şu bir gerçek ki Fenerbahçe kazıya kazıya Avrupa'da ilerliyor ve mesafe kat ediyor , bizim gibi toplumlarda buna tahammül olmasa da , her sahaya çıktığında rakiplerin kim olduğunu önemsemeden , hep 5 atsak her kupayı kazansak hayali ve gazı bol olsa da , sağlıklı düşünürsek FB'de ki bu değişimi farkedeceğiz . FB dün akşamki galibiyetle bu gruptan çıkmayı garantilemedi , belki çıkmayabilir de ( dün akşamki oyununu standartlaştırısa kesin çıkar da ) ama şunu hatırlayınız ki bu takım son yıllarda hem de Ş.L'de devlere gol atmayı ve yenmeyi başarıyor ( Alman Shalke' Hollandalı PSV, İngiliz Manchester United, İtalyan İnter ) bu önemli ve dikkate değer bir yol kat etmedir , buna dikkat çekmek gerekir . Ön eleme maçlarını da geçen seneki D.Kiev kazasını saymazsak geçiyor , Avrupa maç grafiğinde galibiyet yüzdeleri yavaş yavaş yükseliyor ... Bunların hepsi ancak bir galibiyet sonrası ve aklıselim düşününce belki bizim de dikkatimizi çekiyor ( iğne çuvaldız olayı ) . Umarım bol keseden populerite kaygısı uğruna sallayan, desteksiz atan basınımızın kalemşör arkadaşları için de bu bir milat yaratabilir .

Dün akşama gelirsek , Ben İnter ile ilk maçın burada olmasını bir avantaj olarak görmekteydim kuraları ilk duyduğum gün, ki yanılmadım. Sebebide şu : Birincisi İnter İtalya'nın büyükleri içinde en istikrarsız ve yıldızlara dayalı felsefesi olan takımı , ikincisi geçen seneki müthiş sezonuna rağmen Ş.L'de başarılı olamamış bir takım , üçüncüsü İtalyan takımları deplasmanda kiminle oynarlarsa oynasınlar futbol kültürleri gereği daima kontrollü ve sağlam oynamaya çalışır, hücumu ancak kontra atakalarda düşünür, rakibi baskı altına almazlar , yakaladıkları nadir pozisyonları atmak isterler... Ben tüm bunların FB için bir avantaj olacağını düşünmüştüm, özelliklede üçüncüsünün . Dün akşam FB'nin oyuna bu kadar çok hakim olması, defansla forvet arasındaki alanı daraltabilmesi, ayağa ve etkili paslarla oynayabilmesi, en önemliside oyuna böyle başlama şansını yakalayıp dakikalar geçtikçe güven ve cesaret bulması, bize dün akşamki neticeyi getirdi . Bence bu sonuçta İnter'in oyun anlayışı ve mücadelesininde önemli katkısı vardı. Yani Zico, Alex, Devid vd. kadar Manchini'ye de teşekkür etmek gerekir . Deplasmanda asla böyle bir İnter olmayacağına emin olabiliriz şimdiden .
Dün akşam oynanan futbol ve alınan sonuç bence taraflı tarafsız herkesin takdirini gördü , FB galibiyeti fazlası ile hak etti , öyle bir futbol oynadı ki parmak ısırttı . Bundan sonra asıl önemlisi bu oyun anlayışını kadro ve rakip değişikliklerine rağmen gerek ligde gerekse de Avrupa'da uygulamaya çalışmaya devam etmesi , özellikle bu dikkat , konsantre ve mücadeleli oyununu sürdürmesi dileği olacaktır . Alınacak sonuçlardan daha önemli beklenti bence bu olmalıdır ki , burada derin şüphelerim olduğunu belirtmeliyim .
Dün akşam ki oyuna dair en dikkatimi çeken ve bize maçı kazandıran en büyük özelliklerden biri olduğunu düşündüğüm bir konu var ki dikkat çekici . Sahada yer alan Fenerbahçeli 12 oyuncudan kaleci Volkan ve Deniz hariç tamamı kaleye gol vuruşu yaptı , hemde birkaç kez . Edu ve Lugano'nun kaleyi yalayan kafa vuruşları , Önder'in uzaktan yoklayışı , Vederson'un isabetsizde olsa vuruşları , Carlos'un direkte patlayan bombası size bunları hatırlatacaktır . Bu maçın kazanılması için gerekli olan golü tüm takımın düşündüğünün önemli göstergesi , galibiyete olan isteğin ve açlığın işaretidir . Ayrıca FB dün akşam belkide bir Avrupa maçında rakip kaleye atılan kendi şut rekorunu bile kırmış olabilir ki bu çok önemli bir zihinsel evrimin göstergesidir . Ama dediğim gibi umarım bunun devamı gelir, yoksa tek maçlık oyunlar mazide bir hoş , ilerlenen yolda kaldırıma konulan bir parke taşından öte birşey olmuyor . Bu sezon sonuç almak için her maçı en az bukadar dikkatli ve istekli oynamalıyız . Sonuç alırız almayız o ayrı ama en azından UEFA'yı mutlak garantilemeliyiz.
Ayrıca maç sonu yapılan röportaj ve açıklamalrında dün akşamki sonuç hakkında önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum . Zico , Rize ve İnter arasındaki oyun farklılıklarına sebep olarak birinin Türk Ligi , diğerinin Ş.Ligi olduğunu söyleyerek açıkladı ki bu bence ligde yine hüsran sonuçları bekleyebileceğimiz anlamı taşıdı . Zico'nun da önceliği ve konsantrasyonu futbolculala birlikte tek hedefe yani Avrupa'ya kaydırdığı anlaşılıyor ki bu hoş değil . Avrupa'da devamlı olabilmek için ligde devamlı başarılı olmak zorunluluğu olmalı ve oyun devamlılığını liglerimizde pekiştirmeliyiz . Kadro derinliğini ve oyun konsantrasyonunu sağlamada en büyük görev Zico'ya düşüyor , bu dengesizliği biran önce gidermelidir . Fenerbahçe'nin her platform da hedefe dönük oynaması , özellikle lig için vazgeçilmezdir .
Alex ve Deivid dün akşam muhteşem oynadılar ve bu oyunlarını muhteşem bir golle tamamladılar .Özellikle Alex'in oyunu parmak ısırtacak cinstendi, böyle oynasın Brezilya milli takımına yeniden gider ve transfer de olur , ama böyle oynar mı ? Böyle koşar, böyle yardımlaşır, böyle sorumluluk herzaman alır mı bilmem ! Ben Alex'in muhteşem futbolunu seyrettğim için kendimi mutlu hissediyorum , Alex bu takımın kadrosunda olduğu müddetçe her ne şartta olursa olsun Onsuz bir FB onbirinin olmayacağı ortada . Birde onu kaptan yaparak performansını yükselten, sorumluğu yükleyen hoca ve yönetimi de kutlamak gerek . Deivid içinde söylenecek çok şey var ama önce şunu yapalım; geçen sene onun için söylenmedik laf bırakmayıp konuşanların önce bir kendilerini sorgulamalarını söyleyip ondan özür dilemeleriyle başlayalım . Son maçlardaki gerek mücadelesi, gerek futbolu ile takımın vazgeçilmezi oldu , bu gidişle onu takımdan kesmek mümkün değil , dün akşam Zico bile kıyamadı ona . Deniz içinde aynı durumlar geçerli , müthiş özverili ve yararlı oynuyor , ona demedik lafı bırakmayanlara duyrulur . Gerçi dün son 10-15 dakikada acayip yoruldu ve pas hataları yapmaya başladığında Zico'nun değiştirmesi lazımdı , ola ki kaptırdığı bir top gol olsa bir çuval incir berbat olabilirdi , akşama dair tek eleştirimde bu olacak .
Sonuç olarak bravo FENERBAHÇE ! müthiş bir başlangıçla içimizdeki kaos ve futbol iştahsızlığımıza bir set çektin , yüreğmizi kabarttın iştahımızı açtın , hoşgeldin . Lütfen aynı istikrarla devamı gelsin , galip gelmen önemli değil hep böyle oynamaya çalış yeter .
Birkere şu bir gerçek ki Fenerbahçe kazıya kazıya Avrupa'da ilerliyor ve mesafe kat ediyor , bizim gibi toplumlarda buna tahammül olmasa da , her sahaya çıktığında rakiplerin kim olduğunu önemsemeden , hep 5 atsak her kupayı kazansak hayali ve gazı bol olsa da , sağlıklı düşünürsek FB'de ki bu değişimi farkedeceğiz . FB dün akşamki galibiyetle bu gruptan çıkmayı garantilemedi , belki çıkmayabilir de ( dün akşamki oyununu standartlaştırısa kesin çıkar da ) ama şunu hatırlayınız ki bu takım son yıllarda hem de Ş.L'de devlere gol atmayı ve yenmeyi başarıyor ( Alman Shalke' Hollandalı PSV, İngiliz Manchester United, İtalyan İnter ) bu önemli ve dikkate değer bir yol kat etmedir , buna dikkat çekmek gerekir . Ön eleme maçlarını da geçen seneki D.Kiev kazasını saymazsak geçiyor , Avrupa maç grafiğinde galibiyet yüzdeleri yavaş yavaş yükseliyor ... Bunların hepsi ancak bir galibiyet sonrası ve aklıselim düşününce belki bizim de dikkatimizi çekiyor ( iğne çuvaldız olayı ) . Umarım bol keseden populerite kaygısı uğruna sallayan, desteksiz atan basınımızın kalemşör arkadaşları için de bu bir milat yaratabilir .

Dün akşama gelirsek , Ben İnter ile ilk maçın burada olmasını bir avantaj olarak görmekteydim kuraları ilk duyduğum gün, ki yanılmadım. Sebebide şu : Birincisi İnter İtalya'nın büyükleri içinde en istikrarsız ve yıldızlara dayalı felsefesi olan takımı , ikincisi geçen seneki müthiş sezonuna rağmen Ş.L'de başarılı olamamış bir takım , üçüncüsü İtalyan takımları deplasmanda kiminle oynarlarsa oynasınlar futbol kültürleri gereği daima kontrollü ve sağlam oynamaya çalışır, hücumu ancak kontra atakalarda düşünür, rakibi baskı altına almazlar , yakaladıkları nadir pozisyonları atmak isterler... Ben tüm bunların FB için bir avantaj olacağını düşünmüştüm, özelliklede üçüncüsünün . Dün akşam FB'nin oyuna bu kadar çok hakim olması, defansla forvet arasındaki alanı daraltabilmesi, ayağa ve etkili paslarla oynayabilmesi, en önemliside oyuna böyle başlama şansını yakalayıp dakikalar geçtikçe güven ve cesaret bulması, bize dün akşamki neticeyi getirdi . Bence bu sonuçta İnter'in oyun anlayışı ve mücadelesininde önemli katkısı vardı. Yani Zico, Alex, Devid vd. kadar Manchini'ye de teşekkür etmek gerekir . Deplasmanda asla böyle bir İnter olmayacağına emin olabiliriz şimdiden .
Dün akşam oynanan futbol ve alınan sonuç bence taraflı tarafsız herkesin takdirini gördü , FB galibiyeti fazlası ile hak etti , öyle bir futbol oynadı ki parmak ısırttı . Bundan sonra asıl önemlisi bu oyun anlayışını kadro ve rakip değişikliklerine rağmen gerek ligde gerekse de Avrupa'da uygulamaya çalışmaya devam etmesi , özellikle bu dikkat , konsantre ve mücadeleli oyununu sürdürmesi dileği olacaktır . Alınacak sonuçlardan daha önemli beklenti bence bu olmalıdır ki , burada derin şüphelerim olduğunu belirtmeliyim .
Dün akşam ki oyuna dair en dikkatimi çeken ve bize maçı kazandıran en büyük özelliklerden biri olduğunu düşündüğüm bir konu var ki dikkat çekici . Sahada yer alan Fenerbahçeli 12 oyuncudan kaleci Volkan ve Deniz hariç tamamı kaleye gol vuruşu yaptı , hemde birkaç kez . Edu ve Lugano'nun kaleyi yalayan kafa vuruşları , Önder'in uzaktan yoklayışı , Vederson'un isabetsizde olsa vuruşları , Carlos'un direkte patlayan bombası size bunları hatırlatacaktır . Bu maçın kazanılması için gerekli olan golü tüm takımın düşündüğünün önemli göstergesi , galibiyete olan isteğin ve açlığın işaretidir . Ayrıca FB dün akşam belkide bir Avrupa maçında rakip kaleye atılan kendi şut rekorunu bile kırmış olabilir ki bu çok önemli bir zihinsel evrimin göstergesidir . Ama dediğim gibi umarım bunun devamı gelir, yoksa tek maçlık oyunlar mazide bir hoş , ilerlenen yolda kaldırıma konulan bir parke taşından öte birşey olmuyor . Bu sezon sonuç almak için her maçı en az bukadar dikkatli ve istekli oynamalıyız . Sonuç alırız almayız o ayrı ama en azından UEFA'yı mutlak garantilemeliyiz.
Ayrıca maç sonu yapılan röportaj ve açıklamalrında dün akşamki sonuç hakkında önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum . Zico , Rize ve İnter arasındaki oyun farklılıklarına sebep olarak birinin Türk Ligi , diğerinin Ş.Ligi olduğunu söyleyerek açıkladı ki bu bence ligde yine hüsran sonuçları bekleyebileceğimiz anlamı taşıdı . Zico'nun da önceliği ve konsantrasyonu futbolculala birlikte tek hedefe yani Avrupa'ya kaydırdığı anlaşılıyor ki bu hoş değil . Avrupa'da devamlı olabilmek için ligde devamlı başarılı olmak zorunluluğu olmalı ve oyun devamlılığını liglerimizde pekiştirmeliyiz . Kadro derinliğini ve oyun konsantrasyonunu sağlamada en büyük görev Zico'ya düşüyor , bu dengesizliği biran önce gidermelidir . Fenerbahçe'nin her platform da hedefe dönük oynaması , özellikle lig için vazgeçilmezdir .
Alex ve Deivid dün akşam muhteşem oynadılar ve bu oyunlarını muhteşem bir golle tamamladılar .Özellikle Alex'in oyunu parmak ısırtacak cinstendi, böyle oynasın Brezilya milli takımına yeniden gider ve transfer de olur , ama böyle oynar mı ? Böyle koşar, böyle yardımlaşır, böyle sorumluluk herzaman alır mı bilmem ! Ben Alex'in muhteşem futbolunu seyrettğim için kendimi mutlu hissediyorum , Alex bu takımın kadrosunda olduğu müddetçe her ne şartta olursa olsun Onsuz bir FB onbirinin olmayacağı ortada . Birde onu kaptan yaparak performansını yükselten, sorumluğu yükleyen hoca ve yönetimi de kutlamak gerek . Deivid içinde söylenecek çok şey var ama önce şunu yapalım; geçen sene onun için söylenmedik laf bırakmayıp konuşanların önce bir kendilerini sorgulamalarını söyleyip ondan özür dilemeleriyle başlayalım . Son maçlardaki gerek mücadelesi, gerek futbolu ile takımın vazgeçilmezi oldu , bu gidişle onu takımdan kesmek mümkün değil , dün akşam Zico bile kıyamadı ona . Deniz içinde aynı durumlar geçerli , müthiş özverili ve yararlı oynuyor , ona demedik lafı bırakmayanlara duyrulur . Gerçi dün son 10-15 dakikada acayip yoruldu ve pas hataları yapmaya başladığında Zico'nun değiştirmesi lazımdı , ola ki kaptırdığı bir top gol olsa bir çuval incir berbat olabilirdi , akşama dair tek eleştirimde bu olacak .
Sonuç olarak bravo FENERBAHÇE ! müthiş bir başlangıçla içimizdeki kaos ve futbol iştahsızlığımıza bir set çektin , yüreğmizi kabarttın iştahımızı açtın , hoşgeldin . Lütfen aynı istikrarla devamı gelsin , galip gelmen önemli değil hep böyle oynamaya çalış yeter .
Stat: Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu
Hakemler: Luis Medina Cantalejo , J.C. Yuste Jimenez , Antonio Artero Gallardo (İspanya)
FENERBAHÇE: Volkan Demirel , Önder , Lugano , Edu , Roberto Carlos , Deniz , Alex, Aurelio , Vederson , Kezman (Semih dk. 67 ), Deivid
INTER: Julio Cesar , Zanetti , Lopez, Samuel , Maxvell , Stankoviç, Dacourt (Jimenez dk. 70 ), Cambiasso , Solari (Figo dk. 57 ), Suazo (Crespo dk. 72),
GOL: Deivid (dk. 43)
Sarı Kartlar: Önder, Lugano, Deivid (Fenerbahçe), İbrahimoviç, Samuel, Jimenez (Inter)
FENERBAHÇE INTER
1 Gol 0
3 Sarı kart 3
0 Kırmızı kart 0
7 Kaleyi tutan şut 2
17 Toplam şut 6
21 Yapılan faul 19
4 Korner 11
2 Ofsayt 0
29' 49'' Topa sahip olma süresi 25' 30''
53% Topa sahip olma yüzdesi 47%
Not: Grubun diğer maçında da PSV - CSKA Moskova'yı 2-1 yendi .
Şeref Solmazer
20 Eylül 2007
22 Ağustos 2007 Çarşamba
Maskeli De Nigris ve gol sevinçleri üzerine
"Gooolll ...."
Takla, boynuz, timsah , parmak : Dünyada birçok golcü ilginç gol sevinçleri ve haraketleri ile hafızalara yer etmiş , akıllara geldikçe belkide attığı golden çok gol sevinciyle anılır olmuştur . Buna da engel olup futbolu iyice öldürmeyelim . Mesela taklacı güvercin misali olanlar vardır , başta Hugo Sanchez, Revivo , Martins gibi . Golü attıktan sonra tek parmağı havada hantal hantal koşan ve başarıdım diyenler , Uwe Rahn ve Tanju gibi . Serhat gibi Kadıköy'de ki boğadan esinlenerek boynuz yapanlar ve Nigris
gibi maske takanlar , Brezilyalların samba figürleri , Bursalıların timsah yürüyüşleri , şimdiki Sivas Spor teknik direktörü Bülent Uygun'un asker selamı, Nihat'ın poz verişi , Robie Keane'in yarım taklası ve kol haraketi vb ... Bunlar çoğaltılabilir ve anıldıkça ilginçlikleriyle hatırlanır . Tabi Di Canio gibi nazi selamlarınıda unutmamalı ya da Kezman'a da atıfta bulunulan "çetnik" selamları vb gibi figürleride hatırlamalıyız ... Nouma'nın o haraketi bu değerlendirmelerin tabii ki dışında kalmaktadır .
Şeref Solmazer
22 Agustos 2007
Gol sevinçleri üzerine bir yazı için tıklayınız
Futbolu seven , gönül verenlerin duymak istedikleri , haykırmak istedikleri tek sözdür bu ve futbol bu olayın ekseninde var olmuş olmakta ve gelişmektedir. Herşey bu üç harfli olguyu yaşamak içindir . Maça onu görmek için gidilir , tv karşısında onun için geçilir , eğer hiçbir imkan yoksa radyodan o sesi duymak için kulak kabartılır .
Bu olağanüstü şeyi , futbolun belkide herşeyi olan bu şeyi yapmak için sahada kıran kırana bir mücadele yapılır . Hatta son yıllarda bu uğurda ölüme dayanan şiddet , hastalığa dayanan bir fanatizm ve holiganlık bile yaşanır . İllegal güçlerin bunu yapanlara ya da yapamayanlara karşı şiddeti bile yaşanır olmuştur. ( Kolombiyalı Escobar'ın kaçırdığı penaltı nedeniyle öldürülmesi gibi .)
Ama herşeyin ötesinde sahada ki her futbolcu pozisyonu ne olursa olsun bu işi başarmayı hayal eder , o hayal ki belki bir ömür boyu gerçekleşemez, belki de tatminsiz bir duygu gibi her yapıldıkça farklı haz alınan bir tutkuya dönüşebilir ( Bknz : Romario ) . Ve pek tabii ki bunun en büyük hazzını ,keyifini ve sevincini sahada bu işi yapan oyuncu yaşar . Sonuçta o bekleneni
yapan - golü atan - bir kahramana dönüşür ...
Ve patlama
Sonuçta sahada o beklenen şey yapılmıştır, GOL olmuştur , oyuncu coşkuyla ve içtenlikle sahada koşmaya başlar , bu koşu bile yandaşlar tarafından büyük bir hazla izlenir . Futbol işte bunun için oynanıyor , izleniyor kitlelerce ve hatta tutkuaya dönüşür . Futbol goldür ve gol sonrası sevinç gösterisi bu işin en beklenen anıdır ...
Gelelim sadede ; Futbolcu golü attıktan sonra bence kendi ya da başkalarının hayatını tehlikeye atmadıkça ve genel kabul gören ahlak kurallarına aykırı davranmadıkça hertürlü gol sevinci özgürlüğünü yaşama hakkına sahiptir . Çünkü gol futbolun meyvası ve şovun en önemli parçasıdır . Şov estetikle bütünleştikçe ayrı bir keyfe dönüşecektir .
O an : Gol sonrası sahada bir an hayat durur ve sadece o an yaşanır, taa ki hakemin santra düdüğünü çalmasına kadar . Bu süre bence golün orgazmını yaşama anıdır ve bu an özeldir , gerek oyuncu gerek taraftar bu anı istediği gibi ve istediği yardımcı unsurları da - fiziksel zarar verici unsurlar hariç tabii ki - kullanarak yaşayabilmelidir .
Maske :
İşte Gaziantepli De Nigris'in gol sonucu sevincini paylaşırken tozluğunda özenle sakladığı maskesini çıkarıp gol sevincinde kulaması bence çok keyifli ( Ki Meksika'dan çıkan bir sanal kahraman olan El Santo'nun maskesiymiş bu ve Meksika' da tribünlerde bile çokça görülen bir folklör ögesiymiş ) , esprili, güzel , oyuncunun gol kutlamasında kullanmak istediği şahsına münasır bir espriydi ve belki kendisi için inandığı bir ritüel ... Ama biz buna yasak koyarak herşeyi mahvedebiliyoruz ... ( Bknz: Fifa ve TFF gol sonrası gösteri vb yasaklar )
İşte Gaziantepli De Nigris'in gol sonucu sevincini paylaşırken tozluğunda özenle sakladığı maskesini çıkarıp gol sevincinde kulaması bence çok keyifli ( Ki Meksika'dan çıkan bir sanal kahraman olan El Santo'nun maskesiymiş bu ve Meksika' da tribünlerde bile çokça görülen bir folklör ögesiymiş ) , esprili, güzel , oyuncunun gol kutlamasında kullanmak istediği şahsına münasır bir espriydi ve belki kendisi için inandığı bir ritüel ... Ama biz buna yasak koyarak herşeyi mahvedebiliyoruz ... ( Bknz: Fifa ve TFF gol sonrası gösteri vb yasaklar )Ben bu anların, bu esprilerin, bu renklerin sahalarda çok daha fazla olması gerektiğine inanıyorum , hatta bu konuda forma çıkarma, formanın altına mesaja yazma gibi saçma yasaklarında bir an önce ortadan kalkması gerektiğine inanıyorum , formaların altına insani mesajların yazılabilmesinede ... Adam gol için yaradılmış, ya da gol için beklemiştir, görevi budur ama söyleyecek iletecek bir mesajı da vardır ve bunu da o en etkili anda yapmak ister . Bırakın yapsın , sonrasında toplum , taraftar ve dünya onu yargılasın orası ayrı , ama yasaklamayın , işe keyif katacak şeylere yasak koymayalım futbolun ruhuna güzellik katalım engel olmayalım .
Takla, boynuz, timsah , parmak : Dünyada birçok golcü ilginç gol sevinçleri ve haraketleri ile hafızalara yer etmiş , akıllara geldikçe belkide attığı golden çok gol sevinciyle anılır olmuştur . Buna da engel olup futbolu iyice öldürmeyelim . Mesela taklacı güvercin misali olanlar vardır , başta Hugo Sanchez, Revivo , Martins gibi . Golü attıktan sonra tek parmağı havada hantal hantal koşan ve başarıdım diyenler , Uwe Rahn ve Tanju gibi . Serhat gibi Kadıköy'de ki boğadan esinlenerek boynuz yapanlar ve Nigris
gibi maske takanlar , Brezilyalların samba figürleri , Bursalıların timsah yürüyüşleri , şimdiki Sivas Spor teknik direktörü Bülent Uygun'un asker selamı, Nihat'ın poz verişi , Robie Keane'in yarım taklası ve kol haraketi vb ... Bunlar çoğaltılabilir ve anıldıkça ilginçlikleriyle hatırlanır . Tabi Di Canio gibi nazi selamlarınıda unutmamalı ya da Kezman'a da atıfta bulunulan "çetnik" selamları vb gibi figürleride hatırlamalıyız ... Nouma'nın o haraketi bu değerlendirmelerin tabii ki dışında kalmaktadır .Gol ve golcüye özgürlük diyorum !
22 Agustos 2007
Gol sevinçleri üzerine bir yazı için tıklayınız
Zico'nun "Gaziantep Deneyi" üzerine görüşler
Zico G.Antep maçına öyle bir 11 çıkardı ki Türkiye'de bırakın fırtınayı , yellenmeyle bile gündem yaratıldığı için bu konu anında gündeme oturdu , evet tartışılması herşeye rağmen güzel , biz de modaya uyalım ve biraz da yandaşı olduğumuz takımımızın galibiyetinide unutmadan gündeme yorumumuzu yapalım :Bu davranışın ardından yorum yapmak biraz kehanet olur bence ki zaten herkes şu anda onu yapıyor ,oyasa ki Zico takımı sahaya sürdü maç oynandı ve bitti , FB kazandı bunun ardındaki tek sır aslında yönetimin ve Zico’nun gerçeği açıklamasıdır , eğer bir sır varsa tabii . Yoksa bu duruma yapılan olumlu ya da tersi tüm yorumlar doğru ve mantıklı olarak kabul edilmelidir . İşin sırrı açıklanmadıkça bence gerisi hikaye olur .
Ben kadroyu görünce şahsen “ Hah ! tamam yönetimle Zico çatıştı, baba maç sonu istifasını açıklayacak " diye düşündüm açıkçası , yani çıkan takımın hiçbir şekilde bana göre de izahatı yoktu , ama öyle bir başladı ki takım herşeyi silip attı ve Zico bence bu durumda nispeten haklı çıkmıştır . Birde bence en önemlisi Zico bu Antep takımını geçen hafta Kasımpaşa karşısında izlettirmiş ve bunlardan "ne köy ne de kasaba" olmayacağını çözüp , ben bu takımı hertürlü yenebilirim diye düşünmüştür , ben böyle olmuş olmasını varsayarım . Ki Antep bitik bir takımdır , dün akşam Rıdvan da bu konuya değiniyordu ve görünen o ki çok haklıdır , yani bir iki takım hariç diğerlerinin hepsi bu sene düşmeye oynar gibiler , kadro kaliteleri bu düzeyde olan takımları Fenerbahçe yedek takımıyla bile rahtça yener mantığıda çıkar bu olaydan.
Birde şu ayrıntıyı kaçırmamak lazım ; Zico Anderlecht maçından sonraki antrenmanlarda ve PAF maçında bu takımı kullanmış , cuma son antrenmanda da bu takımı hazırlamıştır , yani sahaya çıkan takım son saniye kadrosu değil planlıdır . Bu açıdan da dikkate değer bir durum vardır ortada .
Zico geçen senede New Castle maçından önce yapılan yoğun eleştirileri cevap verip 4 5 1 e dönmüş , şimdilerde de bu işin b..u çıktığı için yeni arayışlara girmiş olabilir . Belki O da kafasına göre çok bilmiş futbol bilgelerimizle ( !) dalgasını geçiyordur kimbilir ...
Eninde sonunda futbol sonuç oyunudur , kazandı ve oyuncuları görme şansını ciddi – ama son derece zayıf rakip ve belki ilerideki benzer başka taımlarada aynı kadroyla çıkabilir ki bence çıkacak – bir maçta denedi ve başardı. Bu kadar cesur bir hoca mıdır , ciddi şüphem var ama yaptı işte ...
Ben sonuçta olayı olumlu değerlendiriyorum ( maç sonucuna, oyundaki mücadele ve isteğin sonucuna göre ... Yenilgide herşey zaten tarumar olacaktı orası kesin tartışmaya bile gerek yok ama yenilmedi) , belki bu maç sonunda Semih , Ali Bilgin, ikinci yarıda ki Kazım – ki ilk yarı berbattı - ve Yasin – ben ilk maçını oynayan bu genç adamı sevdim - Selçuk , Kemal gibi adamları kullanabileceğini gördü , gördük ... Tüm takım YERLİYDİ ... Çok bilenlere verilen bu anlamda da Güzel bir mesaj belkide bu ...
Takım bundan sonra bence lig maçlarını bu kadroyla oynayabilir . Kasımpaşa, Vestel Manisa , Denizli, Antep , Ankaraspor , vb. takımlara karşı ligin kalitesine karşı bir mesaj olarak ki çok az puan kaybederiz diye iddia edebilirim . Yalnızca defansta Lugano , orta sahada Alex , yoksa Deivid ve Marco ile takviye edilsin yeterde artar bile ...Umarım Zico da bu tartışmalara buna benzer bir kadroyla ilerleyen kimi maçlarda sahaya çıkar ve mesajına devam eder .
Mücadeleci ve hırslı oyuncularla alınan her galibiyet futbolda güzeldir ..
Ben kadroyu görünce şahsen “ Hah ! tamam yönetimle Zico çatıştı, baba maç sonu istifasını açıklayacak " diye düşündüm açıkçası , yani çıkan takımın hiçbir şekilde bana göre de izahatı yoktu , ama öyle bir başladı ki takım herşeyi silip attı ve Zico bence bu durumda nispeten haklı çıkmıştır . Birde bence en önemlisi Zico bu Antep takımını geçen hafta Kasımpaşa karşısında izlettirmiş ve bunlardan "ne köy ne de kasaba" olmayacağını çözüp , ben bu takımı hertürlü yenebilirim diye düşünmüştür , ben böyle olmuş olmasını varsayarım . Ki Antep bitik bir takımdır , dün akşam Rıdvan da bu konuya değiniyordu ve görünen o ki çok haklıdır , yani bir iki takım hariç diğerlerinin hepsi bu sene düşmeye oynar gibiler , kadro kaliteleri bu düzeyde olan takımları Fenerbahçe yedek takımıyla bile rahtça yener mantığıda çıkar bu olaydan.
Birde şu ayrıntıyı kaçırmamak lazım ; Zico Anderlecht maçından sonraki antrenmanlarda ve PAF maçında bu takımı kullanmış , cuma son antrenmanda da bu takımı hazırlamıştır , yani sahaya çıkan takım son saniye kadrosu değil planlıdır . Bu açıdan da dikkate değer bir durum vardır ortada .
Zico geçen senede New Castle maçından önce yapılan yoğun eleştirileri cevap verip 4 5 1 e dönmüş , şimdilerde de bu işin b..u çıktığı için yeni arayışlara girmiş olabilir . Belki O da kafasına göre çok bilmiş futbol bilgelerimizle ( !) dalgasını geçiyordur kimbilir ...
Eninde sonunda futbol sonuç oyunudur , kazandı ve oyuncuları görme şansını ciddi – ama son derece zayıf rakip ve belki ilerideki benzer başka taımlarada aynı kadroyla çıkabilir ki bence çıkacak – bir maçta denedi ve başardı. Bu kadar cesur bir hoca mıdır , ciddi şüphem var ama yaptı işte ...
Ben sonuçta olayı olumlu değerlendiriyorum ( maç sonucuna, oyundaki mücadele ve isteğin sonucuna göre ... Yenilgide herşey zaten tarumar olacaktı orası kesin tartışmaya bile gerek yok ama yenilmedi) , belki bu maç sonunda Semih , Ali Bilgin, ikinci yarıda ki Kazım – ki ilk yarı berbattı - ve Yasin – ben ilk maçını oynayan bu genç adamı sevdim - Selçuk , Kemal gibi adamları kullanabileceğini gördü , gördük ... Tüm takım YERLİYDİ ... Çok bilenlere verilen bu anlamda da Güzel bir mesaj belkide bu ...
Takım bundan sonra bence lig maçlarını bu kadroyla oynayabilir . Kasımpaşa, Vestel Manisa , Denizli, Antep , Ankaraspor , vb. takımlara karşı ligin kalitesine karşı bir mesaj olarak ki çok az puan kaybederiz diye iddia edebilirim . Yalnızca defansta Lugano , orta sahada Alex , yoksa Deivid ve Marco ile takviye edilsin yeterde artar bile ...Umarım Zico da bu tartışmalara buna benzer bir kadroyla ilerleyen kimi maçlarda sahaya çıkar ve mesajına devam eder .
Mücadeleci ve hırslı oyuncularla alınan her galibiyet futbolda güzeldir ..
Şeref S.
20 Ağustos 2007 Pazartesi
Fenerbahçe üzerine ( Sezon Başladı )
Şampiyon sezona oldukça hararetli girdi diyebiliriz kısaca. Tabii bu hararatin çok çeşitli sebepleri var , öcelikli olarak kadroda oldukça önemli bir hararet yaşandı , ilk 11 de yer bulan 5 oyuncusunu kaybederken yerlerine daha çok genç ve isimsiz umutvar oyuncular transfer edildi . Tek tecrübeli ve 11 'de direk oynayacak oyunucu olarak Carlos alındı ki sonrasında bunun tuhaf olmadığı anlaşıldı , Zico ideal onbirine geçenyılkı kadrodan oyuncular koyup sol beke Carlos'u monte etti . Taa ki son haftaya kadar ...
Süper Kupa Fenerbahçe'nin
Fenerbahçe ilk resmi maçına gurbet ellerde BJK karşısında çıktı , oyuna çok hızlı ve tempolu başlayan takım özellikle ilk 15 dk oynadığı oyunu ve sol kanattan Boral ve Carlos'un geliştirdiği ataklarla BJK 'yi bunalttı ve 14. de golüde buldu , sonrasında durdu . ondan sonra 1-1 beraberlik oyunda genellikle bir denge getirdi . Ama FB umut vaadeden bir oyun oynar izlenimi verdi taraftarlarına . Maçın sonlarında yine oyuna ağırlığını koyarak çok eleştirilen golcüsü Kezman'la kupayı kazaanmayı bildi . Kezman'ın BJK'ye olan şansı İ.Üzülmez'i çıldırtmaya yetti .
Kısacası bu ilk resmi maç yandaşları gelecek seon için umutlandrımıştı , artık herkes ligin ilk maçına ve ve sonra oynanacak Anderleht maçına odaklanmıştı. Bu arada boyalı spor basını FB'ye sürekli forvet transfer etmeye devam edip gazete satmaya çalışıyordu .
FB : 2 BJK : 1
Fenerbahçe: Serdar; Önder, Can, Edu, Roberto Carlos, Aurelio, Deniz, Uğur (64' Ali Bilgin), Deivid, Alex (79' Colin Kazım), Kezman (90'+2' Selçuk)
Beşiktaş: Hakan; Serdar Kurtuluş, İbrahim Toraman, İbrahim Kaş, İbrahim Üzülmez, Mehmet Yozgatlı (63' Serdar Özkan), Koray (88' Can Erdem), Cisse, İbrahim Akın (46' Tello), Delgado, Bobo
Goller: 14' Deivid, 20' Bobo, 85' Kezman
Kırmızı kart: İbrahim Üzülmez
Sarı kartlar: Edu, Deivid, İbrahim Üzülmez, Roberto Carlos, Koray, Kezman, İbrahim Toraman, Bobo
Hakem: Fırat Aydınus
Stat: RheinEnergie (Köln)
Olimpiyat stadında bir Fenerbahçe klasiği
İ.B.Belediye Spor : 2 Fenerbahçe : 0
Süperkupa moralli Fenerbahçe , ligin yeni takımı karşısına "turkuaz " renkli formalarıyla çıktığında herkes rahat bir galibiyet alacağını umut ediyordu. Kadro yine klasik ve tek yeni transfer Carlos'luydu . Ama turkuaz renk sanki sarı-lacivert ruhu alıp götürmüş bir hafta öncenin takımından eser kalmamıştı . Stadın atmosferi oyuncuların vurdumduymazlığı ve beceriksizliği karşısında birde İBB'nin akıllı dinamik ve sonuca yönelik oyunu iki eski fenerbahçeli ( Efe ve Kerim Zengin) ile sol kanattan gelişen atakta sonuçlanıyor ve takım mağlup duruma düşüyrdu . Sonrasında olur böyle şeyler toparlanırız derken skor 2-0 oluyor artık herkes Zico'dan oyuncu hamlesi ve takıma müdahale bekliyor ama bunda da geçen seneki hastalığın devam edeceği Zico'dan bu tür hamleleri daha çoook bekleyeceğiz gerçeğiyle yüzleşiyorduk . Fenerbahçe son derece kötü ve etkisiz oyunu ve açılış maçlarında lige merhaba diyen takımlara yaptığı geleneksel ikramıyla sezona merhaba diyor , yandaşları Ş.L maçı öncesi derim bir ızdıraba sevk ediyordu . Zico bu maçta yine oyuna müdahale etmedeki özürleri nedeniyle en büyük eleştiriyi alıyor , birde Kezman'ı tek forvetle rakip defanslar arasında 4 kişiyle boğan ve ortadan desteklenemeyen takımda ilahlara Kezman kurban ediliyordu . Semih sesleri bu aralar duyulmuyordu bile ... Bu maçtan akılda kalan en önemli bir başka konu ise Alex'in oynamaması ve Alex'siz FB'nin klasik sahaya yayılışı ile oyunda neredeyse hiçbir tehlikeli atak dahi geliştirmemeiş olmasıdır . Çok tartışılan Alex'in bu takımın olmazasa olmazlarından biri olduğunu bence açık kanıtı olan maçlardan biridir bu ki 3 gün sonraki Ş.L maçı bunu kanıtlayacaktır.
Stat: Atatürk Olimpiyat
Hakemler: Bülent Yıldırım , Cem Satman , Süleyman Özay
İstanbul Büyükşehir Belediyesi: Hasagiç , Rızvan , Metin, Murat , Ekrem , Kerim (Dk. 61 İlhan ), Efe , Tjikuzu , İlyas , Sertan (Dk. 80 Erman ), Adriano (Dk. 86 Gökhan ?)
Fenerbahçe: Serdar , Önder , Can , Edu , Roberto Carlos , Deivid (Dk. 72 Kazım ), Deniz (Dk. 56 İlhan )Aurelio , Uğur (Dk. 56 Ali ), Tümer , Kezman
Goller: Dk. 19 Kerim, Dk. 27 Murat (İstanbul Büyükşehir Belediyesi)
Sarı Kartlar: Dk. 27 Tümer, Dk. 37 Edu, Dk. 85 Önder, Dk. 90 Kezman (Fenerbahçe), Dk. 66 Metin, Dk. 90 Hasagiç (İstanbul Büyükşehir Belediyesi)
Şampiyonlar Ligi ön eleme maçı
Fenerbahçe : 1 Anderlecht : 0
Fenerbahçe bu defa Alex'li kadrosuyla çıktı rakibi karşısına . Zico kantları sağda Devid solda Tümer'e emanet etmişti , Alex ve Kezman ileride gol arayacaktı . Dolayısıyla FB kanatları yolunmuş bir kanarya nekadar uçabiliyorsa okadar uçacaktı . Maçtan aklımda kalan sahnelerden biri M.Aurellio'nun Alex'e attığı gol pası ve Alex'in süper kafa vuruşu , ve Carlos'un bir pozisyonda ekranlara yansıyan " nerden geldim İstanbul'a " bakışıydı . Sonuçta gol yemeden alınan galibiyet kaotik geçen hafta sonundan sonra fena bir sonuç sayılmayacaktı . Zico yine bu çatada oyuna çok geç müdahale etmiş 55-65 arası sıkıntılı dönemde sahneye çıkan kaleci serdar 2 önemli kurtarışla belkide turu müjdelemişti. Ancak alınan 1-0 'lık skorun hernekadar avantaj olsada Fenerbahçe için turun garantisi olduğunu söylemek çok zor . Orada çok akıllı ve hızlı hücüma çıkıp kontraatakları değerlendirecek bir yapıda ve defansta çok dikkatli bir oyun oynamamız gerekebilir . Son lig maçındaki performansa bakılarak Ali Bilgin ya da C.Kazım'ın takıma hızlı hücüm için yer alması fayda sağlayabilir . Bakıp göreceğiz Zico bu hafta yaptığı şovdan sonra nasıl bir takım çıkaracak sahaya doğrusu merak duyamak mümkün değil. KIsacası bu maçta da Fenerbahçe ve Zico gelecek için umutvar değildi ...
Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Howard Melton Webb , Darren Cann , Peter Kirkup (İngiltere)
Fenerbahçe: Serdar , Önder , Lugano , Edu , Roberto Carlos , Deivid , Deniz (Dk. 70 Selçuk ), Aurelio , Tümer (Dk. 68 Uğur ), Alex (Dk. 84 Ali ), Kezman
Anderlecht: Zitka , Wasiliewski , De Man , Juhasz , Deschacht , Biglia , Ahmed Hassan , Polak , Goor , Boussoufa (Dk. 84 Legear ), Tchite (Dk. 77 Mpenza )
Gol: Dk. 32 Alex (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 63 Aurelio (Fenerbahçe), Dk. 72 Wasiliewski, Dk. 81 Ahmed Hassan (Anderlecht)
Zico'nun kafasına "TAŞ" düşen hafta
"Yedek Fenerbahçe" Gaziantep'i rahat geçti ve rakiplere gözdağı verdi
Fenerbahçe : 2 Gaziantep : 1
Zico geçen yılda bir anda ikli forvetten tek forvete geçmiş ve New Castle maçı bir dönüm olmuştu . Ancak Zico'nun birşeyler yapması hep sancılı olmuş sistem ve kadrosunda ki ketum tavrı nedeniyle büyük eleştiriler almıştı . Bu yılda geçmişten frkı yoktu ve Zico bu hafta belkide dünyada bile nadir görülecek bir haraketle yukarıda net olarak görüleceği gibi neredeyse hiç değiştirmediği 11'in tamamını değiştirerek yedek Fenerbahçe'yi sahaya sürdü . Hatta Türk futbolcu yok denilen takımda sahada yabancı futbolcu yoktu ( Vederson ve Kazım'ın da vatandaş olduğunu sayarsak ) . Fenerbahçe maça bu tamamen yedek kadrosuyla müthiş başladı ve maçı Semih'in bir assit ve bir golü , etkili futbolu ile koparıp daha ilk yarıda bitirdi . Zico büyük kumarı kazanmıştı . Ama tersi olsa yaşanancakları tahmin etmek hiç zor olmasa gerek . Bu yedek takım ideal takıma nazaran , çok koşan , mücadele eden bir takımdı . Aynı zamanda Gaziantep gibi ligin vasat üstü sayılabilecek takımlarının bu seneki içleracısı halini de kanıtlar nitelikteydi bu durum . Fenerbahçe yedekleri ile ligdeki rakiplerine gözdağı veriyordu ki bu bence önemliyidi . Maçta özellikle Semih muhteşem performansı alkışı fazlasıyla hak ediyor . Ali Bilgin yine etkili bir oyun sergiledi . Kazım ilk yarı tam bir fiyasko iken 2. yarıda dikkat çekiciydi . Defansta Can cansı perane oynuyor ama sürekli can alıcı hatalara devem ediyor . Ben Yasin'i ilk maçı ve yaşadığı heyecana rağmen başarılı buldum , iyi olmuş alınması . Kemal belkide FB'ye geldiğinden buyana ilk önemli golünü attı . Sonuçta tamamı yedek bu takımın aldığı sonucun çok başarılı olduğunu ve mücadelelerini kutluyorum . Doğrusu bana VAY BE dedirttiler . Ama maç kadrosunu gördüğümdeki şaşkınlık hala geçmiş değil doğrusu benim ilk aklıma , Zico son maçına çıkıyor herhalde başkan ile aralarında sorun çıktı istifa edecek düşüncesi geldi . Umarım bu radikal hamle Zico'nun elini zenginleştirir ve ideal 11 üzerinden sahada oynanan oyuna kadar olumlu katkılar sağlar .
STAT: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
HAKEMLER: İsmet Arzuman , Baki Tuncay Akkın , Serkan Akarca
FENERBAHÇE: Volkan , Gökhan Gönül , Can , Yasin , Vederson , Colin Kazım , Kemal , Selçuk , Uğur Boral (Mehmet Aurelio dk. 62 ), (Gürhan dk. 72 ), Ali Bilgin , Semih (Deivid dk. 85 ) GAZİANTEPSPOR: Ömer , Özgür Bayer, Deumi , Ali Bayraktar (Zurita dk. 31 ), Ekrem , Özgür Yıldırım , Mehmet Çoğum , Metin (Faruk dk. 46 ), Volkan Arslan , Uğur Yıldırım , De Nigris (Erdal dk. 82 )
GOLLER: Kemal (dk. 7), Semih (dk. 15), De Nigris (dk. 45+2)
SARI KARTLAR: Uğur Yıldırım, Volkan Arslan, De Nigris, Özgür Yıldırım, Ekrem, Özgür Bayer, Ömer (Gaziantepspor), Semih, Can (Fenerbahçe)
Sonuçta Fenerbahçe lige ve sezona dalgalı bir giriş yaptı , şu an itibari ile hakkında çok sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün değil , bununda sorumlusu Zico olarak görünüyor , ilerleyen dönemde de anlaşılan o ki en çok bu konuda çene patlatılacak , parmaklar yorulacak ...
Şeref Solmazer
20 Ağustos 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
